YORUM – MAHMUT ÇEBİ: Güleriz ağlanacak halimize…

İslamcı yazarlar, siyaset adamları dillerinden hak, hukuk ve adalet kelimeleri düşürmüyorlar. Fakat aynı kişiler Zaman grubuna hukuksuzca kayyım atanıp açıkça özel mülkiyete çökülmesini eleştirmiyorlar.

Neyi eleştiriyorlar. Zaman’ın binasının daha önce satılmış olmasını ve kasasında para bulunamamış olmasını… Neye rağmen, 3 yıldır sadece Türkiye’de değil, Zaman’ın yayın yaptığı tüm ülkelerde hem reklamları hem de aboneleri iptal ettirmek için çalışanların, masa üstünde gördükleri Zaman’ı iptal için kırmızı görmüş boğa gibi saldıranların bizzat kendileri olmasına rağmen.

Maddi gelirleri sürekli budanan bir gazetenin kasasında para olmasını beklemelerinin açık bir ahmaklık olduğunun bile farkında değiller. Mesela Zaman Almanya bu baskılar yüzünden iki yılda 100’den fazla çalışanını işten çıkarmak, tv yayınlarını durdurmak, sayfa azaltmak zorunda kaldı.

Hak, hukuk reklamı arkasına saklanan bu harami zihniyet sayesinde, bir fıkra resmen gerçek oldu:

“Hırsız soymak için girdiği evde hiçbir şey bulamayınca, ev sahibini mahkemeye vermiş.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan sık sık mitingler de “Bu da AKP iktidarımıza nasip oldu. Bunu da biz başardık.” diye bağırıp duruyor. Evet fıkraları hakikate dönüştürmek de bu iktidara nasip oldu.

Sadece Türkiye’dekiler değil, artık bilhassa mülteci krizinde Türkiye’nin “6 milyar Euroluk” rolünü eleştirenler de “Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ipi ile kuyuya inilir mi?” sorusuna cevap arıyorlar. Bu soruya “sonuna kadar gidin, arkanızdayım” sözüne güvenen emniyet ve yargı mensupları ile medyası ile Erdoğan’a destek olan Hizmet grubunun en iyi cevabı vereceğini söylemek abartı olmayacaktır.

Soru bana ilk planda “Aynı çatı altında aşkımız bir yalanmış” şarkısının aşağıdaki sözlerini hatırlatıyor:

“Gözlerinde kin nefret, bana sevgin hiç yokmuş,
Benim kalbim boş yere, sana sevgiyle dolmuş.”
“Gayrı meşru muhabbetin, merhametsiz azabı olurmuş”

sözleriyle ifade edilen bu durum sayısı giderek artan birçok kişi için geçerli. Maruz kalanın anasını ağlatan durumun da gülünecek tarafı yok değil. Misali aşağıdaki fıkrada:

“CB Erdoğan’ın ipiyle kuyuya inilir mi?

Çok rahat inilir.

Hani inilmez diyordun!

İnilir ama çıkılmaz.

??

İnanmıyorsan git, o ipe güvenip Reza’nın önüne yatan Muammer’e sor.

Soy ismi Güler olarak eski içişleri bakanı mı?

Evet o ama artık zor güler. Çünkü kuyuda şimdi tek başına…”

Cumhurbaşkanının elinden geleni ardına koymadığı gayretleri sonucu Türkiye’nin en güçlü muhalif yayın organı Zaman gazetesini susturmak için kayyım atandı. Sonuç ise komedi gibiydi. Çünkü Türkiye Zaman’ı susturmak isteyenler bir anda karşılarında dünyada yayın yapan bir sürü Zaman buldular. Almanya, Fransa, İngiltere, Belçika, Avusturya, Hollanda, İsviçre, İskandinavya, Avustralya, Azerbaycan, Romanya, Makedonya, Amerika’da yayın yapan Zaman kayyım ataması sayesinde daha bilinir hale geldiler. Bunun yanı sıra, hem tiraj, hem imaj, hem okunurluklarını artırdılar. Almanya Bonn’dan arayan ve Politolog olup Türkçe ile de ilgilenen bir Alman destek için abone oldu. Şu an kendisine gazete gidiyor. Belçika Entegrasyon Bakanı twitterda takipçilerine Belçika Zaman’ı takip etmelerini önerdi. Fransız gazeteciler Fransa Zaman’a gelip Türkiye’deki olayları bizim bürodan takip ettiler vs. vs.

Cumhurbaşkanı Erdoğan herkese en az üç çocuk tavsiyesinde bulunmuştu. Biz Allah’tan onun teklifini daha da ileri taşıyıp çocuk sayımızı artırmışız. Bu olayı sosyal medyaya aktardığımda İsviçre’nin adını yazmayı unutmuştum. Çok çocuğu olanlara gülmemek lazımmış. Başımıza geldi. Netice olarak Zaman’ı susturmak için kayyım atayanların kayyım ellerinde kalmış, her taraf ise Zaman’la dolmuştu.

Güleriz ağlanacak hallerimizin en komiğine ise Almanlar imza attı. Almanya’nın ünlü kabare şovu @extra3 “Erdoğan muhalif medyaya el koyduktan sonraki ilk baskı” başlığıyla Almanlara özel gazete hazırladılar. Şu başlıklar çok ilginçti:

“Erdoğan Avrupa Birliği’ne, Türkiye’ye üye olma izni verdi..

Galatasaray Bayern’i 12-0 yendi. Bütün golleri Erdoğan attı.”

Zaman’a el koymakla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın en büyük hatasını yaptığını düşünüyorum. Çünkü karşısında rakip kalmadı. Artık iki kale de onun. Bundan sonra bütün golleri o atacak ama kendi kalesine…

Hatasından dönmezse hem kendi, hem Türkiye kaybedecek.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*