Dış politikanın salasını Suriye’de Putin okudu

Dış politikada attık, tuttuk, yolun sonuna geldik. İçeride köpürtülen külhanbeyi imajı da, dışı hoş, içi boş fanatik söylemler de sınırlarımızın ötesinde kırk para etmiyor.

Maryland’daki cami açılışı için ABD Başkanı Obama’dan randevu alamayan Erdoğan, BM Genel Kurulu görüşmelerine gitmekten de vazgeçti. Zor bir dönemde Obama’yla yan yana çekilmiş böyle bir fotoğraf kendisi için fena olmayacaktı. Obama bu kozu vermedi Erdoğan’ın eline. Verseydi Ankara’daki gelenek bozularak BM görüşmelerine katılma sırası kendisinde olan başbakana ‘dur‘ denecek ve Erdoğan da New York yolunu tutacaktı. Tutamadı.

Haliyle Davutoğlu gitti New York’a. Ama ne gidiş! Hazır oradayken İran Cumhurbaşkanı Ruhani’yi ziyaret eden başbakan, görüşme sırasında Ruhani’yle aralarında yalnızca İranlı tercüman oluşunu normal karşıladı. Oysa bu toplantılarda liderler mutlaka vatandaşları bir tercüman da bulundurur, konuşulanları teyit ettirirlerdi. Öyle yapmadı Davutoğlu. Üstelik görüşme masasında yalnızca İran bayrağı oluşunu, yanına diplomatik usule uygun olarak bir de Türk bayrağı konulmamış olmayışını da pek dert etmedi. “Bu nasıl iş?” diye soranlara da “bunlar ucuz polemikler” diye cevap verdi. 2010’da İsrail’le yaşanan ‘alçak koltuk krizi’nde masada bayrağımızın bulunmayışı da İsrail’in Türkiye’ye yaptığı hakaretlerden biriydi oysa. Dönemin Tel Aviv Büyükelçisi Oğuz Çelikkol’u kabul eden İsrail Dışişleri Bakan Yardımcısı Danny Ayalon, “Bizim yüksek, onun daha alçak bir koltukta oturduğuna, masada yalnızca İsrail bayrağı bulunduğuna ve bizim gülümsemediğimize dikkatinizi çekerim.” diyordu kameralara dönüp. O zaman Ankara’da hayli olay olmuştu hadise. Bayrak daha değerliymiş demek eskiden.

Hem hatırlarsınız, vaktiyle Davutoğlu’nun bir bakanı da devletteki makam araçlarının alım, bakım, tamir, kira ve yakıtı için yılda harcanan 3 milyar 300 milyon TL (eski parayla 3 katrilyon 300 trilyon TL) için “Bunlar çerez parası değil, çerez.” deyivermişti. Sözlükteki ucuz kelimesine yeni bir tanım getirilmiş anlaşılan: Bayrak ucuz, milyarlar ucuz!

Neyse, Davutoğlu bahsi hayli tatsız; Erdoğan’a dönelim biz.

Obama’ya gidemeyen Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Putin’e gitti. Moskova Merkez Camii restore edilmiş, tekrar açılacaktı. Tarih 23 Eylül’dü. Öyle sağda solda dolaşan “Moskova’nın göbeğinde cami açan İslam liderine Recep Tayyip Erdoğan denir” palavralarına kanmayın. Caminin açılışını Putin’le birlikte Rusya Müftüler Konseyi Başkanı Ravil Gaynuddin yaptı. Erdoğan mı ne yaptı? Konuşma. Ne dedi peki? “Ortadoğu’da yanan ateşi iyilikle, adaletle ve vicdanla söndürmeye çalışmalıyız.” Bunları söylerken kendini ne denli gülünç duruma düşürdüğünü fark etti mi bilmiyoruz. Artık hem Batı’da hem de Doğu’da, Ortadoğu’yu istikrarsızlaştıran başlıca siyasilerden biri olarak görüldüğünden haberi olmaması mümkün mü? Danışmanları zaten korkar, gerçekleri söyleyemez kendisine. O da sadece ‘havuz‘ medyasını takip ediyorsa belki…

Neyse konumuz Erdoğan’ın kendisi hakkında ne düşündüğü de değil bizim. Konumuz hayaller ve gerçekler arasında dış politikanın, beraberinde Türkiye’nin yurtdışındaki imajının geldiği içler acısı durum.

Moskova’da Putin’le görüşme imkânı da oldu Erdoğan’ın aynı gün. Konuşacakları ana konuyu bizzat kendisi ifade etmişti: Rusya’nın Suriye’ye asker ve silah sevkiyatının oluşturduğu endişe. Bir netice alınabildi mi peki görüşmede? Hayır.

Ve üzerinden bir hafta geçti Putin-Erdoğan görüşmesinin. Tarih 30 Eylül; Rusya hava saldırıları yapmaya başladı Suriye’de. Kremlin Basın Sözcüsü Dmitri Peskov, IŞİD’den başka grupların da vurulduğu yönündeki şüpheleri doğrulamakta tereddüt etmedi dün yaptığı açıklamada. Rus jetlerine hedef olan diğer gruplar için “Bu örgütler iyi biliniyor ve hedefler de Suriye silahlı kuvvetleri ile” yani Esed’le “İşbirliği içinde seçiliyor.” dedi.

Ne demişti Erdoğan 5 Eylül 2012’de: “En yakın zamanda Şam’a gidip Emevi Camisi’nde namaz kılacağız.” Şimdilerde salası veriliyor dış politikamızın. Buyrun cenaze namazına!

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*