Zaman nerede duruyor, neden önemli?

Hem meslek kalitesi hem ahlak açısından, birçoğunun itibarını sıfırladığı medya mahallesi içinde Zaman gazetesinin dün ve bugün durduğu yeri bazen dostların bile doğru anlamadığını görmek üzücü.

Gerçek bu ise; bu gazeteyi hiç tanımayan, ona düşmanca duygular besleyen veya temelsiz önyargılarla yaklaşanların Zaman’ın çizgisini anlaması zor. O halde Zaman’ın dün ve bugün nerede, nasıl ve niçin durduğunu anlarsak neden güçlü bir şekilde var olmaya devam etmesi gerektiğinin de cevabını bulmuş oluruz.

Geleneksel olarak her yıl iki kez mutfaktaki tüm yazar, editör ve muhabirlerimizle, Edirne’den Hakkari’ye yurdun her köşesindeki kıymetli okurlarımızla buluşuyoruz. Bazen geniş salonlarda, bazen daha küçük, samimi ortamlarda onlara kulak veriyor, derdimizi anlatmaya çalışıyoruz. İçinde esnafın, öğrencilerin, memurların, iş adamlarının, kadınların, çocukların, aydınların, çiftçilerin, emekçilerin olduğu, farklı siyasi, dini, kültürel hassasiyetleri barındıran çok renkli geniş bir aile bu.

Cumartesi günü İstanbul’da yazarlarımız ile okurlarımızın gönülden buluşup birbirlerine büyük pozitif enerji verdiği toplantıda dediğimiz gibi, şu an tehditlere boyun eğmeyip özgür medyanın yanında duran okur, yazar ve tüm çalışanlarıyla Zaman geniş bir kahramanlar topluluğu.

Zaman 1992 yılında İHL’lerin haklarını savunurken, yazarımız Hekimoğlu İsmail, İHL yazısından dolayı hapse atıldı (1-2). Başörtüsü yasağının takipçisi olan Zaman (3), 2008 yılında AK Parti’ye kapatma davası açıldığında demokrasinin yanında oldu ve bu hukuksuzluğa karşı çıktı (4). 28 Şubat’ın öncesinde ve sonrasında vesayetçi ve baskıcı yapılara karşı “Demokrasilerden dönülemez” diyen yine gazeteniz Zaman’dı (5-6).

HEP DEMOKRASİNİN YANINDAYDIK

Zaman sadece bugün değil, kurulduğu günden bu yana demokrasinin yanında durdu. Her zaman sağduyunun sesi oldu. 1980’lerde temel hak ve özgürlüklerin önünü açan, gerçek bir demokrasiye ulaşma hedefiyle AB’ye üyelik sürecini başlatan, AİHM’ye bireysel başvuru hakkını getiren Turgut Özal, vesayetçi yapılarla mücadele ederken Zaman yanındaydı.

28 Şubat post-modern darbesi sürecinde irtica kampanyalarına maruz kalanların, başörtülülerin, imam hatiplilerin ve tüm dindarların her zaman sesi soluğu oldu Zaman. Hatta yazarımız Hekimoğlu İsmail 1992’de imam hatipleri savunan yazısı nedeniyle hapis yattı. Vesayet karşısında demokrasiyi savunan tavrı nedeniyle gazetemiz 2012’ye kadar Genelkurmay’ın akreditasyonuna maruz kaldı. 27 Nisan e-muhtırasına karşı cesurca tavır alan Zaman, 2008’de AKP’ye kapatma davası açılınca demokrat duruşun gereği olarak bu hukuksuzluğa bayrak açarak ‘Demokrasiden geriye dönüş yok‘ diye haykırdı. Darbe davalarında sivil siyaseti destekledi. Ve şimdi seçilmiş iktidarın medyaya, siyasi partilere, Kürtlere, Alevilere, iş dünyasına uyguladığı baskılara ve yolsuzluk iddialarına karşı Zaman, renkli ve cesur kadrosuyla yine demokrasiyi ve adaleti savunuyor.

Bu açık demokratik çizgiye rağmen kötü niyetten kaynaklanmayan hatalarımız da olmuştur. Gerçek demokratların tüm eleştirilerinin başımızın üstünde yeri var. Bunlardan ders çıkarır, kendimizi geliştiririz. Fakat kendisi demokrat olmayanların, dün ve bugün farklı kesimleri inleten baskılara tek bir ses çıkarmamış olanların, yolsuzluk iddialarını görmezden gelenlerin, devleti esir alan baskıcı zihniyet karşısında üç maymunu oynayanların sadece birkaç noktaya takılarak Zaman’ın parlak demokratik sicilini yok sayması büyük haksızlık. Ülkemizde eğer bir demokratlık yarışı yapılacaksa Zaman, açık ara önde yer alır. Yıllardır ülke mozaiğini en iyi yansıtan yazar kadromuz bile tek başına bunun ispatıdır. Maalesef görmezden gelinse de bu gazete kökten demokrat bir geleneğe sahip. Fikirlerinden çok istifade ettiğimiz Bediüzzaman, bundan tam 100 yıl önce Sultan Ahmet Meydanı’nda istibdada karşı meşrutiyeti ve özgürlükleri savunuyordu. Hatta darağaçları gösterilerek tehdit edildiğinde, ‘Yaşasın zalimler için cehennem‘ diye haykırıyordu. ‘Ekmeksiz yaşarım hürriyetsiz yaşayamam‘ diyecek kadar özgürlüğüne düşkündü.

MEDYA ÖZGÜRLÜĞÜ SENİN ÖZGÜRLÜĞÜN

Her ülkede bir tür hükümet vardır. Ancak sadece demokrasilerde özgür medya bulunur. ABD’nin kurucu babalarından Thomas Jefferson, “Gazetesiz hükümetler ile hükümetsiz gazeteler arasında tercih yapmak bana bırakılsaydı, ikincisini (hükümetsiz gazeteleri) seçmekte bir an bile tereddüt etmezdim.” diyerek özgür medya olmadan demokrasi olunamayacağını vurgulamıştı.

Bizde tam olarak anlaşılmayan hususlardan biri de, özgür medyanın aslında vatandaşın özgürlüğü olduğu gerçeği. Özgür medya, toplumun ve sizin özgürlüğünüzdür. Bir an, ‘havuz‘ diye adlandırılan medya dışındaki tüm TV ve gazetelerin susturulduğunu hayal edin…

Kabataş iftirasının düzmece olduğunu, Sümeyye suikastı iddiasının kumpas olduğunu, Paralel iddiasının safsata olduğunu, dinimizi siyaseten sömürenlerin -haşa- ‘hakara, makara‘ diyerek Kur’an’la alay ettiğini, Alo Fatih hatlarını, villaları, gemileri, Suruç ve Ankara’da onlarca insanın hayatını kaybettiği katliamların perde arkasındakileri nasıl öğrenecektiniz? Öyle bir durumda muhalefet nerede sesini duyuracaktı?

İşte bugün Türkiye böyle korkunç bir karanlığa doğru gidiyor. Daha geçtiğimiz haftalarda 7 TV kanalı Digiturk, Tivibu, Teledünya’dan Anayasa çiğnenerek çıkartıldı. Şimdi uydudan da çıkartılmaları gündemde. Sizin sesiniz olan gazeteciler sürekli tehdit ediliyor, dövülüyor, hapsediliyor, terörist diye damgalanıyor. Her konuda yayın yasakları konuluyor. Bu baskılara ve susturma girişimlerine karşı, “Herkes için demokrasi, herkes için adalet” anlayışını daha gür bir şekilde seslendiren Zamanı ve diğer özgür medyayı desteklemek, tüm toplum için hayati derecede önemli.

Kendimizi bütün kesimlere anlatalım

Bütün bu gidişata razıysak evimizde oturalım. Bunu kabul edemeyiz, diyorsanız ne yapılması gerektiğine dair önerilerimi paylaşmak isterim. Öncelikle deliyle deli olmayalım. Reaksiyoner ve tepkisel değil, aksiyoner olalım. Kendimize ait evrensel insani değerleri anlatalım. Bunları hayata geçirmeye çalışalım. Başkalarının çamur ve iftiralarıyla uğraşarak ne enerjimizi kaybedelim ne de moralimizi bozalım. Çetin Altan’ın dediği gibi ‘enseyi karartmayalım‘. Başkalarının yanlış ve hakaretlerine cevap yetiştirmek yerine kendi güzelliklerimizi anlatalım. Bu amaçla insanların içine çıkalım. Kafelere, camilere, cem evlerine, farklı çizgideki sivil toplum kuruluşlarına gidelim. Toplumu gerip kutuplaştıranlara inat biz saygı, sevgi ve kardeşliği temsil edelim ve yayalım. Toplumun %20-25’i yalan ve kara propagandaların etkisiyle kapılarını geçici olarak kapatmış olabilir. Fakat sizdeki insani değerleri takdir eden, kapılarını ilk kez aralayan %60-70’lik toplum kesimi olduğunu unutmayalım.

Bugüne kadar özgür medyaya verdiğiniz kahramanca destek için yürekten teşekkürler.

Yeniliklere ve sürprizlere hazır olun

Son reklam filmlerimizden, temel ilkelerimize bağlı kalarak yeni yayın döneminde bazı değişimlerin olacağına dair ipuçlarını almış olmalısınız. Herkesin kendisinden bir renk bulduğu gazetemiz yeni yayın anlayışında ve bunu daha da ileriye taşıyacak. Bu konuda meselenin asıl sahibi olan yayın ekibimiz var gücüyle çalışıyor. Birçok konuda hummalı çalışmalar çoktan başladı bile. Türkiye’ye ve sizlere daha iyi bir gazete sunabilmek için yeni projeler hazırlığındayız. Yeni atılımların olacağı bu dönemde iki müjdeyi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Bu hafta yayınlanacak bir yazı dizisi, yeni bir hayat bulmak için sıcak yuvalarını terk eden Suriyeli mültecilerin umuda yolculuğunu anlatacak. Savaşlardan, katliamlardan, baskılardan, açlıktan yoksulluktan kaçan insanların yeni bir hayat umuduyla çıktıkları yolda onlara eşlik ettik. İstanbul’dan Edirne’ye, Bodrum’dan Yunanistan’ın İstanköy (Kos) adasına, Selanik’ten Budapeşte’ye kadar muhabirlerimiz mültecilerle yolculuk etti. Asya’dan, Ortadoğu’dan ve Afrika’dan Avrupa’ya doğru yola çıktıkları meşakkatli seferde 10 gün boyunca onların çilesine tanık oldu. Ölümü göze alarak çıktıkları yolda en tehlikeli güzergâh olan Ege denizinden Balkan dağlarına çoluk çocuk, genç yaşlı yaşadıkları dramı, acıyı, umudu kendi dillerinden anlattılar. Zaman Gazetesi Fotoğraf Editörü Selahattin Sevi’nin röportaj ve fotoğrafları, Cihan Haber Ajansı Atina Bürosu’ndan Yüksel Peçenek’in görüntüleri ile büyük mülteci yolculuğu Zaman’da olacak. Ayrıca bu cuma günü, toplumsal barışımız adına önemli olduğuna inandığımız bir ek ile karşılaşacaksınız. Sürprize ve açılıma hazır olun.

Schreibe einen Kommentar

Deine E-Mail-Adresse wird nicht veröffentlicht. Erforderliche Felder sind markiert *


*